Muharrem Değirmen
Orhangazi Araştırmaları

BURSA’NIN ASIRLIK ÇINARI ZEHRA NİNE

Muharrem Değirmen··3 dk okuma
Paylaş
BURSA’NIN ASIRLIK ÇINARI ZEHRA NİNE

Dört Kuşak Bir arada

11 torun ve 15 torununun torununu gören asırlık tarih 99 yaşındaki Zehra Tuhumcu, millet olarak birlik, beraberlik ve kenetlenmeye her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde anlattıkları bağımsızlık mücadelesinin kolay kazanılmadığının en güzel göstergesi.

Günümüzde ender görülen bir hayat hikayesi uzun zamandır Sabahat İnce kızının yanında kalan arada sıra da ilçemizde yaşayan torunu İbrahim İnce’nin yanına da gelerek Orhangazi’deki akrabaları olan ilçemizin en eski esnaflarından olan berber Mehmet ağabeyimizin ailesini ziyaret eden aslen doğma büyüme Bursa Altıparmak’lı asırlık çınar Zehra Tohumcu’dan söz etmek istiyorum. Bursa’da yaşayan Hacı Eyüp ve Hatice Oğün ailesinin ilk çocukları olan 1912 yılında dünyaya gelen Zehra Tohumcu, çocukluk yıllarından bu güne kadar Türk tarihindeki bir çok yeniliklere ve olaylara tanıklık etmiş olan Zehra Tohumcu bebeklik ve çocukluk yıllarını Çanakkale destanlarını dinleyerek büyüyen Zehra nine geçmişi her defasında gözleri dolarak özlemle anıyor.

Tam bir asırlık ömrüne neler sığmadı ki?

2 Padişah,11 Cumhurbaşkanı 61 T.C hükümeti 29 Başbakan gören Zehra nine halkın padişaha bakış açısını da; “Bağlılık falan yok. Başında padişah var. Eskiden görmüyorduk, bir adını duyardık. Reşat Padişah altın dağıttı. Bursa’yı gezmeye geliyor, Yeşil Camisi’nde namaz kılıyor. Namazdan sonra, bütün sarı lira atmış. Annem derdi. Pazar günü Padişah gelmiş, Perşembesine annem gelin olmuş. O zaman sarı lira kim kaptıysa, antika olmuştur. Altının da Reşat’ı makbuldür. Hamit ucuz, Vahdettin’inki daha da ucuzdur. En pahalısı Reşat’tır” diye iç geçirerek anlatıyor.

Bir imparatorluğun küllerinden adeta yeniden inşa edilen genç Cumhuriyetin kuruluşuna tanıklık eden Zehra Tohumcu özellikle anlattıkları ile yoktan var olan bu milletin bu toprakları kolay kazanmadığını söyleyerek özellikle genç neslin değerlerimizin kıymetini iyi bilmesini öğütlüyor. 5 çocuk 11 torun ve 15 torunlarının çocuklarını gören yaşayan tarih Zehra nine özellikle kurtuluş savaşında Bursa’da yaşanan Yunan işgalini yakından yaşayan tarihin tozlu raflarını bir kez daha göz yaşları ile hatırlıyor.Bursa Yunanlılar tarafından işgal edildiğinde çocuk aklı ile yaşananları anlamaya çalıştığını en sık duydukları kelimenin harp olduğunu söyleyen Zehra nine Yunanlıları işgal sırasında Türklere çok büyük zulümler yaptığını, babasının Yunan askerleri tarafından gözleri önünde alındığını gören Zehra Tohumcu yine darp edilmiş şekilde eve getirildiği anını ise hiç aklından çıkmadığını buğulu gözlerle anlatıyor.

YENİ KIYAFETLERİ ÇOK SEVDİK

Kılık kıyafet kanunu da hatırladığı kadarı ile anlatan Tuhumcu; “Çarşaf bırakıldı. Bırakmayanlara ceza verildi. Herkes manto giymeye başladı. Eskiden peçeliydi. Köylerde böyle uzun boy giyilirdi. Saya örterdik başımıza. Şapkayı çok zaman kimse giymedi. Halkı giymeleri için zorlama yapıldı. Eskiden evler kafesliydi. Bizim de köydeki evimiz kafesliydi. Bakınca kimse görmesin diye.

Biz çocuklar analarımızın yanına gidemiyorduk. Ayıptı. Bir misafir geldi mi, işaret ederdi anam. Biz kalkar gideriz. Babamızın yanında ayağımızı uzatmadık. Herkes peçeliydi o zamanlar. Benim anam peçeliydi, çarşıya gitmezdi. Adet değildi. Adamlar ayakkabı getirir beğenirler, elbise getiri beğenirler, öyleydi. Şimdi erkeklerle biriz maşallah” dedi.

UNUTULUR MU HİÇ MUSTAFA KEMAL?

Zehra Nine, Atatürk’ün Bursa’ya gelişini ise gözyaşları ile anlatırken ağzından dökülen ilk söz ise; “Unutulur mu hiç Gazi Paşa” oluyor. İşte Zehra Tohumcu’nun ağzından unutamadığı Atatürk’ü görüşü; “Atatürk’ü gördüm ve Atatürk’ün bulunduğu birkaç yerde bulundum. Atatürk Bursa’ya geldiği zaman Çelik Palas’a gelirdi. Biz de, oynadığım Acar İdman Yurdu Kulübü ile karşılamaya gittik Atatürk’ü. Atatürk’ü orada gördük ve coşkuyla onu karşıladık. Atatürk’ü görünce çok heyecanlandık ve ağladık.

Bir gün Çelik Palas Otel’inin salonuna Atatürk “Herkes buyursun!” demiş. Bizde salona girdik, 5-6 arkadaş. Koridorun içerisinden geçtik, alafranga çalıyordu. Birkaç kişi bize bakıyordu. Biz gidene kadar boş yer kalmamış, aramızda 10 metre falan yok, Atatürk’ün karşısına geçtik. Atatürk ceketini çıkardı. Beyaz kısa kollu, ipek gömleği vardı. “Alafranga gitsin alaturka gelsin!” dedi Atatürk. O zaman Safiye Ayla ve başka şarkıcılar geldi. Atatürk “ Kara Safiye, Alişimin kaşları kara şarkısını söyleyin, bakalım!” dedim. Sonra “Bu şarkı kim biliyorsa iştirak etsin!” dedi. Bizde 5-6 arkadaş iştirak edince, Atatürk, “Yaşayın gençler! Yaşayın gençler!” dedi”

Altı parmaktaki şimdilerde oturdukları mahalleye o zamanın önemli insanlarından olan babası Hacı Eyüp Oğün’ün ismini verilmesi Zehra nineyi çok mutlu etmiş

Bursa spor camiasının yakından tanıdığı uzun yıllar Türkiye 1.liginde düdük çalan Turgut Oğün’ün de aynı zamanda halası olan Zehra nine sık sık aile bireyleri ile bir araya geldiğini kızlarından Sabahat İnce ,onun oğlu İbrahim İnce torunları arasında eline doğduğu İbrahim İnce’nin ayrı bir yeri olduğunu belirten Zehra nine İbrahim İnce’nin oğlu Eyüpcan ile bir araya gelince dört kuşak bir araya gelmiş oluyor buda bana ayrı mutluluk veriyor, ayrıca torunumun oğlunun adını Eyüpcan koyarak rahmetli babamın adını  yaşatması beni çok mutlu ediyor diyerek bir asırlık hayat hikayesini noktalıyor.

İlgili Haberler